Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
art activity
fluoranthene
Idiogramm
Brake system
ideological commitment
Essenventil
personalising
Embryo
floras
inotropic
ethyne
mafite
palification
lowgrass
gramnegative
seedbed density
half-value angle
delete this
accenting
Turkish pine
bugles
mill run
flavisch
Chloracetophenon
Side window
knock (something)
Geçmiş
Cümleler
"knock (something)"
teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Konuşma Dili
1
Konuşma Dili
knock (something)
f.
(bir şeyi) eleştirmek
2
Konuşma Dili
knock (something)
f.
(bir şeyi) yargılamak
3
Konuşma Dili
knock (something)
f.
(bir şeye) kusur bulmak
"knock (something)"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
knock something off the price
f.
fiyatta indirim yapmak
2
Genel
knock something down
f.
yıkmak
Öbek Fiiller
3
Öbek Fiiller
knock away (at something)
f.
çarpıp/vurup durmak
4
Öbek Fiiller
knock away (at something)
f.
sürekli vurmak/çarpmak
5
Öbek Fiiller
knock something out
f.
devre dışı bırakmak
6
Öbek Fiiller
knock something out
f.
çalışamaz hale getirmek
7
Öbek Fiiller
knock through something
f.
bir şeyi delip/kırıp geçmek
8
Öbek Fiiller
knock someone or something down
f.
vurup yere sermek/yıkmak
9
Öbek Fiiller
knock someone or something down
f.
yere devirmek (güç kullanarak)
10
Öbek Fiiller
knock something out
f.
hemen yazmak
11
Öbek Fiiller
knock something off
f.
hızlıca yazmak
12
Öbek Fiiller
knock something out
f.
hızlıca bir şey yaratmak
13
Öbek Fiiller
knock something out
f.
hızlıca yazmak
14
Öbek Fiiller
knock something out
f.
acilen bir şey ortaya çıkarmak
15
Öbek Fiiller
knock something off
f.
hemen yazmak
16
Öbek Fiiller
knock against (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) itmek
17
Öbek Fiiller
knock up against (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) toslamak
18
Öbek Fiiller
knock (something) to (something)
f.
(bir şeyi) parçalara ayırmak
19
Öbek Fiiller
knock against (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) bir kusuru/eksiği
20
Öbek Fiiller
knock (someone or something) to (something)
f.
(birini/bir şeyi bir şeye/yere) çalmak
21
Öbek Fiiller
knock up against (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) itmek
22
Öbek Fiiller
knock against (someone or something)
f.
(bir şeyi birine/bir şeye) bindirmek
23
Öbek Fiiller
knock (someone or something) to (something)
f.
(birini/bir şeyi) birden (bir şeye/yere) atmak
24
Öbek Fiiller
knock against (someone or something)
f.
(bir şeyi birine/bir şeye) vurmak/vurdurmak
25
Öbek Fiiller
knock up against (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) çarpmak
26
Öbek Fiiller
knock against (someone or something)
f.
(bir şeyi birine/bir şeye) çarptırmak
27
Öbek Fiiller
knock (something) to (something)
f.
(bir şeyi) paramparça etmek
28
Öbek Fiiller
knock against (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi birine/bir şeye) hızla çarpmak/çarptırmak
29
Öbek Fiiller
knock up against (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) bindirmek
30
Öbek Fiiller
knock something to someone
f.
bir şeyi birine isabet ettirmek
31
Öbek Fiiller
knock up against (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) sürtünmek
32
Öbek Fiiller
knock against (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyi birine/bir şeye) toslatmak
33
Öbek Fiiller
knock (someone or something) to (something)
f.
(birini/bir şeyi bir şeye) vurmak/savurmak
34
Öbek Fiiller
knock against (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) sürtünmek
35
Öbek Fiiller
knock something to someone
f.
bir şeyi vurup birine çarptırmak
36
Öbek Fiiller
knock something to someone
f.
bir şeyi vurup birine denk getirmek/göndermek
37
Öbek Fiiller
knock against (someone or something)
f.
(biri/bir şey) hakkında geçerli bir eleştiri
38
Öbek Fiiller
knock (someone or something) to (something)
f.
(birini/bir şeyi bir şeye/yere) uçurmak
39
Öbek Fiiller
knock on (something)
f.
(bir şeye) hızlıca vurmak
40
Öbek Fiiller
knock on (something)
f.
birinin (bir şeyine/yerine) vurmak
41
Öbek Fiiller
knock on (something)
f.
vurup (bir şeyinin) üzerine devirmek
42
Öbek Fiiller
knock on (something)
f.
vurup (bir şeyinin) üstüne düşürmek
43
Öbek Fiiller
knock on (something)
f.
çarpıp (bir şeyinin) üzerine düşürmek/devirmek
44
Öbek Fiiller
knock on (something)
f.
(birinin (bir şeyine/yerine) çarpmak
45
Öbek Fiiller
knock on (something)
f.
(bir şeye) küt diye indirmek
46
Öbek Fiiller
knock on (something)
f.
(bir şeye) sertçe vurmak
47
Öbek Fiiller
knock on (something)
f.
(bir şeye) vurmak
48
Öbek Fiiller
knock at (something)
f.
(bir şeye) vurmak
49
Öbek Fiiller
knock into (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) çarpmasına sebep olmak
50
Öbek Fiiller
knock into (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) bindirmek
51
Öbek Fiiller
knock into (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) çarpıp/vurup bir şeye girmesine neden olmak
52
Öbek Fiiller
knock into (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) çarpıp/vurup bir şeye sokmak
53
Öbek Fiiller
knock into (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) çarpıp/vurup bir şeyin içine düşürmek
54
Öbek Fiiller
knock something off (of) someone or something
f.
bir şeye vurup/çarpıp birinden/bir şeyden düşürmek
55
Öbek Fiiller
knock into (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) çarptırmak
56
Öbek Fiiller
knock into (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) çarpmak
57
Öbek Fiiller
knock at (something)
f.
(bir şeye) çarpmak
58
Öbek Fiiller
knock into (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) bir şeyle çarpmak/vurmak
59
Öbek Fiiller
knock into (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) üstüne düşürmek/itmek
60
Öbek Fiiller
knock at (something)
f.
(kapıyı) çalmak
61
Öbek Fiiller
knock into (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) toslamak
62
Öbek Fiiller
knock through (something)
f.
(bir şeyi) delip/kırıp geçmek
63
Öbek Fiiller
knock under (to someone or something)
f.
(biri/bir şey karşısında) pes etmek
64
Öbek Fiiller
knock through (something)
f.
bir şeyi kuvvetle atarak (başka bir şeye) sokmak
65
Öbek Fiiller
knock under (to someone or something)
f.
(birine/bir şeye) boyun eğmek
66
Öbek Fiiller
knock through (something)
f.
(bir şeyi) delip geçirmek
67
Öbek Fiiller
knock under (to someone or something)
f.
(birine/bir şeye) teslim olmak
68
Öbek Fiiller
knock under (to someone or something)
f.
(biri/bir şey karşısında) yenilgiyi kabul etmek
69
Öbek Fiiller
knock through (something)
f.
(bir şeyi) kırıp birini diğer tarafa geçirmek
70
Öbek Fiiller
knock through (something)
f.
bir şeyi kuvvetle atarak (başka bir şeyi) kırıp/delip geçirmek
71
Öbek Fiiller
knock through (something)
f.
birinin (bir şeyi) kırıp geçmesine neden olmak
Deyim
72
Deyim
knock something into shape
f.
biçime sokmak
73
Deyim
knock something into shape
f.
bir şeyi daha iyi duruma getirmek
74
Deyim
knock something into a cocked hat
f.
tekerine çomak sokmak
75
Deyim
knock something into a cocked hat
f.
bir planı bozmak
76
Deyim
knock something on the head
f.
bir şeyi yapmayı bırakmak
77
Deyim
knock something back
f.
içki içmek/yuvarlamak
78
Deyim
knock the bottom out of something
f.
(planlarını) alt üst etmek
79
Deyim
knock the bottom out of something
f.
(plan) suya düşürmek
80
Deyim
knock something on the head [uk]
f.
bir şeyi yapmamaya karar vermek
81
Deyim
knock something on the head [uk]
f.
yılanın başını küçükken ezmek
82
Deyim
knock something on the head [uk]
f.
yanlış olan bir şeyi baştan engellemek/bertaraf etmek
83
Deyim
knock something on the head [uk]
f.
bir şeyin büyümesini baştan engellemek
84
Deyim
knock something on the head [uk]
f.
bir şeyin başını ezmek
85
Deyim
knock something on the head [uk]
f.
bir şeyin yanlış olduğunu göstermek
86
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) kırıp dökmek
87
Deyim
knock (something) out of the park
f.
bir şeyi çok iyi yapmak
88
Deyim
knock (something) out of the park
f.
iyi iş çıkarmak
89
Deyim
knock (something) out of the ballpark
f.
bir şeyi çok iyi yapmak
90
Deyim
knock (something) out of the ballpark
f.
olağanüstü bir başarı elde etmek
91
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) zora sokmak
92
Deyim
knock (something) out of the ballpark
f.
iyi iş çıkarmak
93
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birinde/bir şeyde) büyük kargaşa/telaş yaratmak
94
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) hezimete uğratmak
95
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) bir güzel benzetmek
96
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) açık ara farkla yenmek
97
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birine/bir şeye) pelte gibi oluncaya kadar vurmak
98
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birinde/bir şeyde) büyük çalkantı yaratmak
99
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) canına okumak
100
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) canını çıkarmak
101
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) sıkıntıya sokmak
102
Deyim
knock (something) out of the park
f.
olağanüstü bir başarı elde etmek
103
Deyim
knock the bejesus out of (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) bozguna uğratmak
104
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
(birini bir şeyden) çıkarmak
105
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
(birini bir şeyden) ekarte etmek
106
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
(birini bir şeyden) bertaraf etmek
107
Deyim
knock (someone or something) out of (something)
f.
(birini/bir şeyi) bir darbeyle yerinden/bulunduğu yerden oynatmak
108
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
(birini) bir darbeyle uyandırmak
109
Deyim
knock (someone or something) out of (someone or something)
f.
(bir şeyi) zorla (bir şeyin) içerisinden çıkarmak
110
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
bir darbeyle (birinin) bilincini yerine getirmek
111
Deyim
knock (someone or something) out of (something)
f.
(birini/bir şeyi) vurup/çarpıp bulunduğu yerden oynatmak
112
Deyim
knock (someone or something) out of (something)
f.
(birinin/bir şeyin bir şeyini) bir darbeyle bozmak
113
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
(birini bir şeyden) saf dışı bırakmak
114
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
(birinden) zorla/fiziksel güç uygulayarak bir bilgi almak
115
Deyim
knock (someone or something) out of (someone or something)
f.
(bir şeyi bir şeyden) vura vura çıkarmak
116
Deyim
knock (someone or something) out of (something)
f.
(birini/bir şeyi bir şeyden) düşürmek
117
Deyim
knock (someone or something) out of (something)
f.
(birinin/bir şeyin bir şeyini) bir darbeyle oynatmak
118
Deyim
knock (someone or something) out of (something)
f.
(birini/bir şeyi bir şeyden) devirmek (birini/bir şeyi bir şeyden) vurup/çarpıp düşürmek
119
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
(birine) zorla/fiziksel güç uygulayarak (bir şeyi) söyletmek
120
Deyim
knock (someone or something) out of (someone or something)
f.
(bir şeyi) vura vura (bir şeyin) içerisinden çıkarmak
121
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
(birini bir şeyden) elemek
122
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
(birini) bir darbeyle kendine getirmek
123
Deyim
knock (someone) out of (something)
f.
(birinin) ağzından zorla/fiziksel güç uygulayarak (bir şey) almak
124
Deyim
knock (someone or something) out of (something)
f.
(birinin/bir şeyin bir şeyini ) bir darbeyle kaydırmak
125
Deyim
knock (someone or something) out of (something)
f.
(birini/bir şeyi) bir darbeyle (bir şeyden) düşürmek/devirmek
126
Deyim
knock (someone or something) out of (someone or something)
f.
(bir şeyi bir şeyden) vura vura silkelemek
127
Deyim
knock the bejeebers out of someone or something
f.
birinin/bir şeyin pestilini çıkarmak
128
Deyim
knock the bejeebers out of someone or something
f.
birini/bir şeyi eşek sudan gelinceye kadar dövmek
129
Deyim
knock the bejeebers out of someone or something
f.
birinin/bir şeyin ağzını burnunu kırmak
130
Deyim
knock the bejeebers out of someone or something
f.
birini/bir şeyi iyi pataklamak
131
Deyim
knock the bejeebers out of someone or something
f.
birini/bir şeyi fena halde benzetmek
132
Deyim
knock (someone or something) into shape
f.
(birini/bir şeyi) adam etmek
133
Deyim
knock something together
f.
son anda bir şeyleri bir araya getirmek
134
Deyim
knock oneself out (to do something) (for someone or something)
f.
(biri için bir şey yapmak uğruna) kendini paralamak
135
Deyim
knock (the) spots off (someone or something) [uk/australia]
f.
(birini/bir şeyi) alt etmek
136
Deyim
knock something together
f.
hızlıca bir şeyleri birleştirip bir şey ortaya çıkarmak/yapmak
137
Deyim
knock (the) spots off (someone or something) [uk/australia]
f.
(birinden/bir şeyden) çok daha iyi olmak
138
Deyim
knock (someone or something) into shape
f.
(birini/bir şeyi) düzene sokmak
139
Deyim
knock (someone or something) into shape
f.
(birini/bir şeyi) daha iyi duruma getirmek
140
Deyim
knock (the) spots off (someone or something) [uk/australia]
f.
(birini/bir şeyi) cebinden çıkarmak
141
Deyim
knock the bottom out of (something)
f.
(bir şeyi) temelinden sarsmak
142
Deyim
knock (someone or something) into shape
f.
(birine/bir şeye) biçim vermek
143
Deyim
knock something together
f.
son anda bir şeyler yapmak
144
Deyim
knock (something) into a cocked hat [uk]
f.
(bir şeyi) gözden/itibardan düşürmek
145
Deyim
knock (the) spots off (someone or something) [uk/australia]
f.
(birini/bir şeyi) yenmek
146
Deyim
knock oneself out (to do something) (for someone or something)
f.
(biri için bir şey yapacağım diye) bir tarafını yırtmak
147
Deyim
knock (someone or something) into shape
f.
(birini/bir şeyi) biçime/şekle sokmak
148
Deyim
knock (something) into a cocked hat [uk]
f.
(bir şeyi) yerle bir etmek
149
Deyim
knock the bottom out of (something)
f.
(bir şeyi) alt üst etmek
150
Deyim
knock (someone or something) into shape
f.
(birini/bir şeyi) yoluna koymak
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of knock (something)
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy